Siber Güvenlik Yatırımlarında Asıl Soru Ne Olmalı?
Tehdit modeli, siber güvenlik yatırımlarında hangi tehditlere ve saldırı senaryolarına öncelik verilmesi gerektiğini belirler. Buna rağmen güvenlik yatırımlarında çoğu zaman ilk konuşulan konu teknoloji oluyor. Yeni bir EDR, SIEM, DLP ya da başka bir güvenlik ürünü gündeme geliyor; ürün seçiliyor, satın alınıyor ve devreye alınıyor.
Ancak daha en başta sorulması gereken daha temel bir soru var:
Biz aslında hangi tehdide karşı korunmaya çalışıyoruz?
Tehdit modeli olmadan yapılan güvenlik yatırımlarında en büyük problem de burada başlıyor.
Her Kurumun Tehdidi Aynı Değil
Her şirketin kritik varlıkları, iş modeli ve saldırı yüzeyi farklı.
Bir kurum için fidye yazılımı en önemli risk olabilirken, başka bir kurum için kullanıcı hesaplarının ele geçirilmesi, veri sızıntısı, tedarik zinciri saldırıları ya da bulut ortamındaki yanlış yapılandırmalar daha önemli olabilir.
Bu nedenle başka bir şirkette işe yarayan bir güvenlik çözümü, sizin için aynı öncelikte olmayabilir.
Önce neyi koruduğunuzu ve bu varlıkların hangi tehditlerle karşı karşıya olduğunu bilmeniz gerekir.
Teknoloji Satın Almak Risk Azaltmak Anlamına Gelmez
Bir güvenlik ürününün güçlü özelliklere sahip olması, otomatik olarak kurumun riskini azaltacağı anlamına gelmez.
Eğer kurumun en önemli saldırı senaryosu kullanıcı hesabının ele geçirilmesi üzerinden ilerliyorsa, farklı bir alana yapılan büyük bir yatırım gerçek problemi çözmeyebilir.
Bazen yeni bir ürün satın almak yerine MFA kullanımını genişletmek, ayrıcalıklı hesapları azaltmak, sistemleri doğru şekilde segmente etmek veya log görünürlüğünü artırmak çok daha fazla katkı sağlayabilir.
Bu yüzden güvenlik yatırımlarında asıl soru:
“Hangi ürünü almalıyız?” değil, “Hangi saldırı senaryosunu engellemeye çalışıyoruz?” olmalı.
Tehdit Modeli Ne Sağlar?
Tehdit modeli aslında birkaç temel soruya cevap vermeye çalışır:
- Neyi koruyoruz?
- Kimden koruyoruz?
- Bir saldırgan sisteme nasıl girebilir?
- Kritik sistemlere hangi yollar üzerinden ulaşabilir?
- Mevcut güvenlik kontrollerimiz bu saldırı yollarının hangi noktalarını gerçekten engelliyor?
Bu sorular cevaplandığında, güvenlik yatırımları da daha anlamlı hale gelir.
Çünkü artık kararlar ürün özelliklerine göre değil, gerçek saldırı senaryolarına göre verilir.
Daha Fazla Ürün, Daha Fazla Güvenlik Demek Değildir
Kurumlarda zaman içinde çok sayıda güvenlik ürünü birikebiliyor.
Firewall var, EDR var, SIEM var, DLP var, MFA var.
Ama buna rağmen kritik saldırı yolları hâlâ açık olabilir.
Üstelik her yeni ürün beraberinde yeni entegrasyonlar, yeni alarmlar, operasyon yükü ve uzmanlık ihtiyacı getirir.
Bu yüzden hedef mümkün olduğunca fazla güvenlik ürünü kullanmak değil, gerçek riski mümkün olduğunca azaltmak olmalı.
Doğru Güvenlik Yatırımı Nereden Başlar?
Siber güvenlik yatırımlarında teknoloji elbette önemli.
Ama teknoloji, tehdidi doğru anlamadan tek başına yeterli değil.
Önce kritik varlıkları, olası tehditleri ve saldırı yollarını anlamak gerekiyor. Ardından hangi kontrollerin gerçekten gerekli olduğuna karar vermek çok daha sağlıklı bir yaklaşım.
Kısacası iyi bir güvenlik yatırımı, piyasadaki en popüler ürünü satın almakla değil, doğru tehdide karşı doğru kontrolü uygulamakla başlıyor.